22 Nisan 2012 Pazar

tren

Sana neyi hatırlattığını bilmediğim bir kazak giyiyordum ve sen her zamankinden daha soğuktun. ‘Dur, gitme! henüz tren gelmedi’ demek bile seni geri döndürmeyecekti bir daha geri gelmeyeceğin yolculuktan. Ben seninle el ele tutuşuyordum, sen benimle el ete. Bilmiyordun ne demek olduğunu el vermenin. Senin için bir manası yoktu. Doldurulması gereken saçma zaman aralıklarında buluşurduk seninle, bazen de el sallardın. İşte tam da bu dakikada sana neyi hatırlattığını bilmediğim bir kazak giyiyordum ve sen her zamankinden daha soğuktun. Bir hevesti sana gelmek, sana el vermek.  Kazara giydiğim kazaklar, kazalara yol açıyor onarılması güç kalbimde. Ve sen el sallıyorsun kapı aralıklarından. Aralık soğuk, kazak giymek lazım, sana neyi hatırlattığını bilmesem de ve el sallıyorsun bana, henüz tren gelmese de.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder